23 Mar 2010 | Kategoriler: Benden / Yazılarım

Merhabalar..

Bir blog tutmaya karar verdiğim günden beri (Ki bu kararın arkasında takipçilerimin isteği çok önemli rol oynuyor) iyi-kötü zaman buldukça sizlere sevdiğim ve ilgilendiğim konular hakkında bilgiler aktarmaya, paylaşım yapmaya çaba gösterdim. En başından beri de kesinlikle Bloğumu aktif hale getirdiğim için pişman olmadım.. Kimi arkadaşların Blog tutmaktan vazgeçtiğini, Çok zamanlarını aldığı için bloglarını kapattıklarını duyuyorum.. Evet aktif olarak her gün güncellenen bloglarla ilgilenmek gerçekten zor iş..  Hele bir de sadece kişisel blog yapıyorsanız ve sizlere yardımcı kimse yoksa daha da zor ve sorumluluk gerektiren bir konu oluyor.

Bir önceki yazımda sizlere YORGUN olduğumdan bahsetmiştim. Bilhassa da İş hayatımdaki sorumlukların artması, yeni sistemsel projelerin geliştirilmesi için araştırmalar yapmak ve her mesai sabahı düzenli olarak kurum içi bilgisayar eğitimleri vermek son zamanlarda oldukça yorulmama ve yıpranmama dolayısıyla Bloğum ile ilgili planlarımı gerçekleştirememe neden oldu.. Bu yüzdendir ki ilk zamanlardaki kadar tat almamaya başladım Bloğumdan.. Bu da Bloğumla ilgili aslında en başından beri yapmak istediklerimle, yaptıklarımın farklı olduğunu bir kere daha hatırlattı bana.. Bu yüzdendir ki “Değişim Şart!” dedim. 

En kısa zamanda Bloğumda;

# daha fazla kategori ve sayfa,
# yaptığım ve yapacağım projeler hakkında bilgiler,
# ilgilendiğim konular (Uzmanlık alanlarım)’la ilgili daha çok bilgi içeren dökümanlar, yazdığım makaleler,
# bilgi ve iletişim teknolojileri üzerine güncel konular, gündem vb. mevzular
# hayatsal şeyler,

hakkında daha fazla içerik yer alacak şekilde bir değişim göreceksiniz.

Bu değişiklik ne zaman olacak ? “En kısa zamanda” diyerek bu en kısa zamanı kendime saklayıp, iyi değerlendirmeye çalışmak istiyorum.. İlk günden bugüne kadar bloğumu takip eden ve beni destekleyen herkese Teşekkürler.
Sizlerle büyüyorum. ;-)

Microsoft’un Internet Explorer takım şefi Dean Hachamovitch MIX 2010 Profesyonel Geliştiriciler Konferansı’nda yeni tarayıcısı Internet Explorer 9′u Microsoft adına tanıttı. IE-9 ‘un ilk göze çarpan ve geliştiricisinin de bahsettiği özellikleri ise; HTML-5 desteği ve donanım hızlandırmalı grafik uygulama başarısı. Yeni özellikler sayesinde IE-9 piyasaya canlılık ve renk katacak gibi.

Özelliklede JavaScript konusunda Internet Explorer 9 pek çok iyileştirmeyle birlikte geliyor. Chakra isimli yeni JavaScript kodu Çok İşlemcili Desteği sayesinde JavaScript işlemlerini ayrı bir işlemçi çekirdekleri üzerinden çalıştıracak. Ayrıca IE9 yine günümüz Web Teknolojisindende geri kalmaması için geliştirmelere tabii tutuldu. CSS3, XHTML gibi günümüzün Web2.0 standartlarına uyumlu hale getirildi.

Internet Explorer 9′un Demosunu incelemek ve kullanmak için TIKLAYIN.

20 Mar 2010 | Kategoriler: Benden / Yazılarım, Hayatsal Şeyler

” YORGUNUM!”

24 saatin 12-13 saatini çalışarak geçirmeniz, Ağır işler sınıfına tabi bir işinizin olması, Gün boyu ayakta ve Koşturmacalı bir iş yapmanız ya-da sabahtan akşama kadar strest altında insanlarla diyalog içinde olup onları memnun etmeye çalışıyor olmanız veyahut gün boyu evinizde ev işleriyle meşgul olmanız, sizi bedenen yorabilir, strest altına sokabilir. Ancak gerçekten “YORGUNLUK” Kafada var olan ve tüm bedeni etkileyen dolayısıyla İnsani olarak bir bütünsellik yaratarak tüm hayatınızı etkileyen bir şeydir. Yani KAFA Yorgunluğu diğer hiç bir BEDENSEL Yorgunlukla kıyaslanamayacak kadar YORUCU ve ETKİLEYİCİDİR.

Kafa Yorgunluğuna da günümüzde ” DÜŞÜNCE YORGUNLUĞU “ deniliyor. Hani derler ya; ” Düşünmekten kendimi alamıyorum ve Düşünmekten Yorgun düştüm ” işte aynen böyle tarif etmek istediğim “YORGUNLUK”  tarifi.  Hayatın zorlukları, İnişleri-Çıkışları, Ekonomik faktörler, Manevi Faktörler vs vs vs.. İster istemez insan bir karamsarlık, olumsuzluk ve Yarın kaygısına düşüveriyor işte. Hem İnsan nasıl düşünmesin ki ? Nasıl bir karamsarlık ve olumsuzluk içerisinde yer almasın ? Eğer gerçekten kendisine, ailesine, çevresine, vatanına milletine kısacası yararlı işler yapmak, Sevdikleriyle mutlu dimdik kimsenin hiç bir şeyine ihtiyacı olmadan yaşayabilmeyi hedefliyor ve istiyorsa; Nasıl kendini Düşüncelerin içerisine gömmesin ve orada kendine bir kuyu kazarak her gün o kuyunun içine bir toprak daha atmasın ?

Çoğumuz bunu istemsizce  yapıyoruz. Buna bende dahilim. Bu yazıyı bir çırpıda hiç silmeden ve okumadan yazıyor olmamın da sebebi bu. Siz bu satırları okurken kafamın üzerinde dönen tilkilerin kuyruklarını birbirine değdirmemek için ne kadar “YORULDUĞUMU”  Tarif etmek için bir kelime bulamıyorum. “Çok düşünmek, Kafa patlatmak” belli mevzularda işe yarasada hayatımızın geneline yaydığımız zaman bizi, çevremizi, sosyal ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyen bir olgu. Üstelik yavaş yavaş tüketmesi, zayıflatması da çabası dostlar..! Düşünmek bir eylem. Bir hayat vergisi. Ancak yanlış olan şey kendimin de yaptığı gibi “ÇOK DÜŞÜNMEK, ABARTILI DÜŞÜNMEK!” Ve bu durumun artık ben ALIŞKANLIK yaptığı kanısındayım. Ufacık ayrıntıları bile çok düşünüyorsanız benim gibi DÜŞÜNMEK  ile ilgili probleminiz var demektir. Gelecek kaygısından yada var olan problemlerden gerçekleşen bir sorunu halletmekte yine hep olduğu ve hep olacağı gibi BİZİM (kendimizin) elimizde.

Peki çok düşünmeyip, Genç yaşta kafayı sıyırımamak için ne yapmalıyız ¿?

Bu durumdan kurtulmanın en temel iki kelimesi ‘farkındalık’ ve ‘kontrol’. Yani çok düşünmenin yol açtığı karamsarlıkların farkında varıp, hemen onları kontrol altına almak. Bunu sağldaıktan sonra ise biraz yüzeyselliğe yönelmek gerekiyor. Karşı taraftan yapılan hareketlerin altında birşeyler aramamak, söylenen sözleri deşip altlarından negatif sonuçlar doğurmamak… Unutmamamız gereken birşey varsa o da asla başkalarının bizim hakkında ne düşündüğüne kafa yormamaktır. Yine aynı şekilde “YARIN” ne olacağım(ız) diye düşünmekte faydasızdır. Yarın için hiç kimsenin garantisi yok demekte yine faydasızdır. Yarınlar için çalışıp Bugünlerin zevkine varmayı da ihmal etmemeliyiz. Hele ki size değer veren insanlar etrafınızdaysa, bugünnü kıymetini ve tadını daha da iyi anlamalısınız, Her türlü YORGUNLUĞA, Olumsuzluğa karşı Şanslı bir kişisiniz demektir. Ortada bir problem varsa ağıtlar yakmak yerine çözüm bulmak için düşünmek; fazla düşünmek, abartılı düşünmek değil.

Bill Amca’mızın Türkiye’ye geldiği zaman söz verdiği ” Türkiye’de Silikon Vadisi açmak istiyoruz” demeci gerçek oluyor. Yeni silikon vadimiz artık Kurtköy olacak.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı başta olmak üzere, İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Ticaret Üniversitesi, Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri AŞ (HEAŞ) ve Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ arasında, Teknopark İstanbul’un yönetici şirketinin kurulması için ortaklık sözleşmesi imzalandı.

1 milyon TL’ye mal olan yeni silikon vadisi (Kurtköy) 250 hektarlık bir alana kurulacak. Silikon vadisine resmi olarak başvurular dün başlamasına rağmen şimdiden Seksen’in üzerinde Bilişim ve Teknoloji şirketleri Silikon Vadisinde yer almak için başvurular gerçekleştirdi. Türkiye’de Bilişim ve Bilgi  Teknolojilerinin gelişmesine katkılar sağlayacağını düşündüğüm bu projenin gerçekleşeceği ve Türkiye’nin bilgi teknolojilerinde ilerlemesi için adımlar atacağı, katkı sağlayacağı, İşsizlere de istihdam olacağı günleri sabırsızlıklar bekliyorum. Ülkemize hayırlı olsun.

GENEL TANIM : Yerküre ve atmosferi için geliştirilmiş konum belirleme yöntemidir.

ÖZEL TANIM : GPS uydularından yayınlanan belirli frekansları (L Bandında L1, L2, ve L5) alabilecek GPS alıcısına sahip herhangi bir kullanıcının uydu sinyallerinden yararlanarak; her hangi bir yerde ve anda, her türlü hava koşulunda, ortak bir koordinat sisteminde, konum (enlem,boylam,yükseklik), hız ve zaman bilgilerinin elde edilmesine olanak veren uzay teknolojisine dayalı bir radyo seyrüsefer sistemidir.

Kimler tarafından, ne maksatla geliştirilmiştir ?

ABD, 1960’lı yıllarda uydu bazlı navigasyon uygulamalarını (Örn. TRANSIT-DOPPLER sistemi vb) geliştirmiş olmakla birlikte, bunlardan sadece belirli zamanlarda yararlanma, iki boyutlu konum(enlem-boylam) ve düşük dinamik (hız) platformlarda (örn gemiler vb) kullanım olanağı gibi kısıtlamaları ortadan kaldıracak yeni bir konumlama sistemine gereksinim duyması üzerine Global Konumlama Sistemi (GPS)’ni geliştirilmiştir.

ABD Savunma Bakanlığı, tüm hava koşullarında ve gece-gündüz zaman bilgisi elde etme ve Navigasyon (seyrüsefer) (TIMe navigATION-TIMATION) olanağı sunan uydu bazlı sistem konseptini gerçekleştirmek üzere 1 Temmuz 1973 tarihinde ABD Hava Kuvvetleri Komutanlığına NAVSTAR-GPS (NAVigation System with Time And Ranging) programının başlatılması görevini vermiştir.

ABD Hava-uzay sanayi kuruluşları (Boeing, Lockheed Martin vb) tarafından, ortalama ömürleri 7.5-10 yıl olmak üzere üretilen; 11 adet BLOK-I uydusu 1978-1985 döneminde, 28 adet BLOK-II uydusu 1989-1995 döneminde, 20 adet BLOK-IIR (Yenileme) ve IIR-M uydusu 1996-2005 döneminde ve ortalama 10 adet BLOK-IIF (Follow- on) uydusu 2006 ve sonrasında, insanlı (uzay mekikleri) veya insansız (delta roketleri) uzay araçları ile yörüngeye konulmuştur. GPS uydularının yeni serisinin (BLOK-III) 2011/2012 yıllarında yörüngeye konması planlanmıştır. Bu özet bilgi dokümanının hazırlandığı Aralık 2005 tarihi itibariyle yörüngede 29 faal GPS uydusu bulunmaktadır.

GPS faaliyeti, halen mühendislik uygulamalarından (uzay araştırmaları, jeodezi, jeodinamik, fizik, inşaat, bilişim, ziraat vb.) askeri, ticari-eğlence uygulamaları (istihbarat, silah-mühimmat yönlendirme, iletişim hizmetleri, araç-personel takibi, arama-kurtarma, coğrafi bilgi sistemleri, yatçılık, dağcılık, tracking vb.) içeren konum belirleme sektöründe yaklaşık 2.5 – 3 milyar ABD $ değerinde bir piyasaya hitap etmektedir. GPS ile aynı sektörde, 1980’li yıllarda faaliyete giren ancak, bakım, işletme ve idame finansmanı zorlukları ile beklenen yeri alamamış olan Rus Federasyonu (Öncesi Sovyetler Birliği) tarafından geliştirilen GLONASS (GLobal Orbiting NAvigation Satellite System) Konumlama Sistemi, halen ( 27 Aralık 2005 itibariyle) 17 tane uydusu ve alt yapısını Fransa ve/veya Hindistan ile modernize etmek ve geliştirmek faaliyetini yürütmektedir. Bunların dışında, 28 Aralık 2005 tarihinde ilk test uydusunu (GIOVE-A) yörüngeye koyan, Avrupa Uzay Ajansı, Avrupa Birliği ve Avrupa endüstri platformu tarafından geliştirilen GALILEO Konumlama Sistemi’nin 2008’li yıllarda tam olarak faaliyete geçmesi beklenmektedir. Her üç sistem, özellikle cep telefonları (GSM şebekeleri üzerinden) ile pratik uygulama olanağı bulan iletişim teknolojileri ile sektörel ortaklık yaparak oldukça büyük bir ekonomik rekabet içersinde olacağı beklenmektedir. Bu rekabetin ilk belirtileri olarak, ABD’nin 2002’li yıllarda başlattığı ve halen sürdürdüğü GPS modernizasyon çalışmaları kapsamında (BLOK IIR-M ve II F uydularında geçeli olacak), üçüncü yeni bir frekansı (L5) devreye sokması, L2 frekansında C/A kodunu koyması ve M adlı yeni bir askeri kodu mevcut L1 ve L2 sinyal yapısına eklemesi örnek olarak verilebilir.

GPS Nasıl Çalışır ?

GPS temel olarak üç ana bölüme ayrılan bir yapıya sahiptir. Bunlar;
         • Uzay Bölümü : 20200 km yükseklikte, yer etrafında bir dönüşünü yaklaşık 12 saatte tamamlayacak şekilde yörünge hareketi yapan uyduları kapsar.
         • Kontrol Bölümü : Uzay Bölümündeki uyduların kontrol ve yönetimini sağlamak üzere, ekvator bölgesinde dünyaya uygun olarak konuşlandırılmış bir adet ana-master, beş adet izleme ve üç adet veri yükleme (aynı zamanda izleme noktalarındadır) istasyonlarından oluşur.
         • Kullanıcı bölümü : Söz konusu uydulardan sürekli olarak yayımlanan sinyali algılayabilecek alıcılara sahip olan tüm kullanıcıları kapsar.
Sistemin basit çalışma prensibi aşağıda ifade edilen üç aşamada açıklanabilir;
         1’nci Aşama: Uydular, Newton ve Kepler yasalarına uygun olarak, kontrol bölümünden kendilerine yüklenen konum ve hız bilgileriyle yörünge hareketini gerçekleştirirken, L1 (1575.42 MHz), L2 (1227.60 MHz) ve L5 (1176.45 MHz: yeni frekans olup 2005 yılında test yayını yapmakta; 2010’lu yıllarda tüm uydularda olacaktır) taşıyıcı frekansları üzerinden yere,
         • Kod Bilgileri (C/A: sivil-kaba kod; P: Askeri-hassas Kod)
         • Faz Bilgileri (taşıyıcı frekansın kendisi)
         • Navigasyon Mesaj Bilgilerini ( Uydu konum, uydu saat, iyonosfer hata terimi vb. bilgiler)
sürekli olarak gönderirler.

 

Devamını oku…

“Sen bir CV’den daha fazlasın!” yaklaşımıyla Türkiye sitesini açan dünyanın en büyük online kariyer ağı Monster, adayların kariyer hedeflerine uygun özgeçmiş geliştirme uygulamaları ve kariyer ipuçları ile iş arayanlara kariyerlerini yönetme yardımı veriyor İşte Monster’dan iş görüşmelerinde karşılaşılabilecek 15 zor soruya uygun cevap önerileri:

1- NİÇİN BU ALANDA ÇALIŞMAK İSTİYORSUNUZ?

YANLIŞ CEVAP :

“Alışveriş yapmayı çok severim, çocukken bile saatlerce katalogları incelerdim.”
Sizi işe alacak yetkili için neyi sevip sevmediğiniz hiç önemli değildir. Belli bir alandaki geçmişinizi ve varsa başarı öykülerinizi anlatmaya odaklanın.

DOĞRU CEVAP :

 
Alışveriş yapmayı her zaman sevdim ama bir mağazada çalıştığımdan beri benim ilgimi çeken asıl kısım işin pazarlama kısmı oldu. Çalıştığım yerde ürettiğimiz kıyafetler çok kaliteliydi ama düzenli bir satışımız yoktu. Bu yüzden bir işletmeciyle pazarlama stratejileri üzerine çalıştım ve satışlarımız ilk yılda %25 arttı. Bu endüstri dalında başarılı olmak çok harika bir histi ve kendimi ürünlerin tanıtımı ve pazarlanmasına adadım.

2- BİZE KENDİNİZDEN BAHSEDİN

YANLIŞ CEVAP :


Michigan Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden geçen yıl mezun oldum ama biyolojinin benim ilgi alanım olmadığının farkına vardım. Böylece başka bir alanda ilk işimi buldum ve satış departmanında işe başladım. Daha sonra bir hukuk firmasının mali işleriyle ilgilendim. Son olarak da birkaç aylık bir tatil arasından sonra tekrar pazarlama dalında çalışmak istedim ve işte daha rekabete açık bir pozisyon için buradayım.

Kendiniz hakkında kronolojik bir sıralama vermektense, güçlü yanlarınız üzerinde durun ve başvurduğunuz pozisyona uygun olarak örneklerle, bu alandaki başarılarınızı kanıtlayın.

DOĞRU CEVAP :


Çok güçlü iletişim kurabilen biriyimdir. Satış departmanında iki yıl çalışmak kendime olan güvenimi arttırdı ve müşterinin güvenini kazanmanın önemini kavrattı. Ayrıca bu işte gerçekten başarılı olabileceğimi anladım. Son işimde firma için müşterilerinin devamlılığını sağlama ve yeni müşteriler bulabilmek adına bir mektup stratejisi belirledim. Bunun sonucunda firmanın karı 2 yılda %10 artış gösterdi. Ek olarak, firmaların daha iyi pazarlama olanakları bulmak adına internet ortamından nasıl yararlanabileceğine dair yeni fikirler üzerinde çalışıyorum ve bu fikirleri seve seve sizin için hayat geçirebilirim.

3- ESKİ PATRONUNUZ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

YANLIŞ CEVAP :


Gerçekten yeteneksiz biriydi ve onunla çalışmak bir kabus gibiydi ki bu yüzden işten ayrıldım.

Unutmayın ki eğer işe alınırsanız bunları anlattığınız kişi bir gün patronunuz olabilir. İşe alacakları birinden isteyebilecekleri son şey büyük ihtimalle ağzının bozuk olmasıdır. Eski patronunuzdan kötü bahsetmektense, pozitif yaklaşın ve ondan ne öğrendiğinize odaklanın.(gerçekte ne kadar kötü biri olsa bile)

DOĞRU CEVAP :


Eski patronum işlerin zamanında bitirilmesi konusunda çok hassastı ve bu konuya her şeyden çok önem verirdi. Onun bu tutumu beni daha çok çalışmaya itti ve işlerin zamanında bitirilmesinin önemini kavramamı sağladı.

Devamını oku…

06 Mar 2010 | Kategoriler: Benden / Yazılarım, Windows 7

Windows 7’nin yeni başlat çubuğu eski alışkanlıklarınızı size özletebilir. Örneğin, Windows Live Messenger’ı eski şekilde, ekranınızın sağındaki bildirim alanında görmek isteyebilirsiniz. Bunun için şu işlemleri sırayla yapabilirsiniz..

Başlat -> Aramaya Başla alanına Windows Live Messenger yazın. Çıkan WLM simgesine sağ tık  yaparak Properties (özellikler) deyin,


Uyumluluk (Compability) sekmesinden:


Bu programın çalıştırılacağı uyumluluk modu’nun yanındaki seçimi işaretleyin ve Windows Vista (Service Pack 2) olarak ayarlayın ve uygulayın.

Daha önce ” Enine Boyuna Teminal Server Teknolojileri “ isimli dökümanımızda Terminal Serverları (TS) ayrıntılı olarak incelemiştik.

Şimdide TS üzerinde en sık kullanılan Consol komutlarına bakalım..

TS Consol Komutları Örnekleri:

Terminal Serverda Konsoldan Kullaniciyi Düsürme Komutu

# logoff rdp-tcp#2 /server:serverinizinipadresi

Terminal Serverda Tüm Bilgisayarlara Mesaj Gönderme

# msg * /time:5 birazdan Terminal Server bakima alinacaktir. Lütfen Oturumlarinizi kapatiniz.

[ buradaki time:5 = 5 saniyelik ekranda görünecektir mesaj anlamına gelir. ]
[ (*) isaretinin anlamı ise, yolladığınız mesajin tüm kulalnıcılara gidecek olmasıdır ]

# query user

[ Terminal Servera bağlı olan tüm oturumları ayrıntılı olarak görüntülemenizi sağlar ]

# TsDiscon

[ Terminal Servera bagli oturumlarin sonlandirilmadan baglantisinin kesilmesini saglayan komuttur. Direk uygulanir SessionID girilmeden yazilirsa Terminal Server'inda Oturumu Sonlanmaya tabiidir ]

01 Mar 2010 | Kategoriler: Benden / Yazılarım, Security

Bilgisayar Güvenliği Nedir?

Bilgisayar güvenliği, bilgisayarınızın yada sunucularınızın yetkisiz kişiler   tarafından kullanılmasını engellemek ve yetkisiz erişimi gerçekleştirenleri tespit etmek için gerçekleştirilen işlemler bütünüdür.

Neden Bilgisayar Güvenliğini Önemsemeliyim?

Günümüzde bilgisayarları hayatımızın pek çok alanında kullanıyoruz. Bankacılık işlemleri, kişisel yazışmalar gibi işlemler bilgisayarlar aracılığı ile gerçekleştirilebiliyor. Bunlar gibi pek çok işlem bilgisayarımızda bazı özel bilgileri saklamamıza neden oluyor. Kimsenin internet bankacılığı şifresinin başkalarının eline geçmesini isteyeceğini sanmıyorum.

Bilgisayarınızda çok değerli bilgiler olmasa bile, e-maillerinizin başkaları tarafından okunması olasılığı veya bilgisayarınızın başka bilgisayarlara saldırılması amacı ile kullanılabilmesi gibi durumlar sebebi ile bilgisayar güvenliğiniz konusunda endişe etmelisiniz.

Bilgisayarımı Kimler Ele Geçirmek İsteyebilir?

Bilgisayarları ele geçirmek isteyenlere pek çok isim verilmektedir. Önemli olan bu kişilerin nasıl çağırıldıkları değil bilgisayarlarınızı ele geçirmek istemeleridir. Bu sebeple kendilerine her ne isim takarlarsa taksınlar, biz bu döküman içinde bu kişileri saldırgan olarak nitelendireceğiz.

Bir saldırganın bilgisayarınızı ele geçirmek istemesinin en başlıca nedenlerinden biri, başka sistemlere saldırmak için sizin bilgisayarınızı kullanmaktır. Bilgisayarınızda her türlü kontrolü ele geçirdikten sonra, sisteminizi kendi istekleri doğrultusunda yönetebilirler. Saldırgan, bu sayede kendi gerçek lokasyonunu da saklayarak, saldırının hiç alakasız olmanıza rağmen sizin tarafınızdan yapıldığının sanılmasına neden olabilirler.

Bununla birlikte bilgisayarınıza sadece zarar vermek amacı ile saldırı girişiminde de bulunulabilir.

Bilgisayarımı Ele Geçirmeleri Ne Kadar Kolay?

Günümüzdeki bilgisayar yazılımı sektöründeki rekabet ve bir adım öne geçme çabası, üretilen yazılımların yeterince test edilmeden piyasaya sunulmasına yol açmaktadır. Bu da hatalı kodlamadan kaynaklanan pek çok problemi beraberinde getirmektedir. Buna bilgisayar kullanıcılarının yetersiz  bilgileride eklenince sisteminizin ele geçirilmesi maalesef çok da zor olmamaktadır. Her gün çeşitli yazılımlara ait onlarca güvenlik açığı bulunduğu duyurulmaktadır. Üretici firma bu açıkları kapatmak için gerekli yama(patch) yazılımlarını hemen duyursa da tüm kullanıcıların yeni güncellemeden haberdar olması mümkün olmamaktadır.

Devamını oku…